Bireyde ve Toplumda Güven Endeksi

Ekonomik, sosyal ve siyasal yaşamımızın kalitesini ortaya koyan ‘Güven Endeksi’nde bireysel başarı, toplumsal başarıyı yansıtıyor. Peki, “güvenilir” olmak bireye ve topluma ne kazandırır, ne kaybettirir? Güven ortamının getirdiği ekonomik büyüme, güven sağlanan yatırımlar, güvenilir ekonomi yönetimi gibi kavramlar piyasalar açısından oldukça önem taşıyor.  Aslında “güven” piyasalarda olduğu kadar sosyal hayatta da mühim bir yere sahip. Peki, güven neden bu kadar önemli? Güvenin her anlamda hayatın işleyişini sürdürülebilir kılması başlıca nedenlerden biri. Öyle ya; güven duyduğumuz kişi ve kurumlarla ilişkilerde işlerimizi şüpheyle defalarca kontrol edip, birçok kanaldan doğrulatma ve dolayısıyla en kıymetli sermaye olan zamanınızı harcamak zorunda kalmıyoruz! Kör teslimiyetle yakından uzaktan ilgisi olmayan güven duygusu, karar mekanizmasını da hızlandırıyor ve yol almanızı sağlıyor.  Dikkat edin! Güvene dayalı tüm işleriniz daha derinlemesine gelişir ve hayatınızda adeta kök salar. Yaşama yüzeysel değil, sımsıkı bağlanırsınız.  Bu felsefeyle yaşayanların oluşturduğu güvenilir insanlar topluluğunun, sisteminin, hükümetlerinin elbette daha samimi dostları ve müttefikleri olur. Çünkü güvenilir kişiler aynı zamanda; adil, şeffaf, hesap verilebilir, kararlı ve çözüm odaklı hayat anlayışına sahiptir. Bu yönleriyle de saygın bir konuma sahiptirler. Güvenilir insanlar ve kurumlar her yönüyle şeffaf olduğundan cesur ve özgürdürler. Dolayısıyla sorumluluk alma ve karar vermede oldukça öne çıkarlar. Bu duruş kişiye ve kurumlara moda tabirle müthiş bir karizma da sağlar. Kendine ve karşısındakine güvenemeyenler ise denetlenme ve sorgulanma kıskacı altında sanki ateş üstündeymiş gibi benliklerini sürekli risk altında hissederler. İşini doğru-dürüst yapamamanın yüklediği güvensizlik bunalımıyla hata yapar, oradan buraya savrulur dururlar. Bu perspektiften baktığımızda “güven endeksi”nin hayatımıza yön veren en önemli kriterlerin başında geldiğini ifade edebiliriz. Ekonomik ve sosyal hayattaki öneminden bahsettiğimiz ‘Güven Endeksi’ kültürel anlamda oldukça derinlik arz eder. Nitekim dünyanın seyrini değiştiren Peygamberimiz de, “El Emin” sıfatıyla öne çıkıyordu.

GÜVEN ENDEKSİ NASIL OLUŞUR?
Gelelim işin en can alıcı kısmına, peki birey nasıl güvenilir olur? Öncelikle verilen sözün arkasında durulmalı, tutulamayacak sözler verilmemeli.  Yapılan iş ne olursa olsun, alanında en iyi olması hedeflenmeli. Karşı taraf doğru algılanmalı ve kişi kendini doğru anlatmalı. İdealist hedefler, küçük ve basit beklentilere kurban edilmemeli. Karar vermede tutarlı olunmalı, sorumluluğu üstlenilen iş amacına uygun şekilde tamamlanmalı.  Borca sadık olunmalı. İnsanların hak ve hukukuna saygı duyulmalı. Şartlara ve deyim yerindeyse hava durumuna göre karakter değiştirilmemeli, prensip sahibi olunmalı. Kriz ve benzeri zorlu süreçlerde kolaya kaçmadan, çözüm odaklı fikirler üretilmeli ve mücadelece karaktere sahip olunmalı. Zor ama imkansız olmayan bu başlıkları hayata geçirmeyi başardığımızda, güven endekisinde yukarılara çıkarak ciddi bir öz güven kazanabiliriz.

KÜÇÜK ADIMLAR BÜYÜK BAŞARI GETİRİR
Güven endeksini oluşturan tüm unsurlar insanı insan yapan değerlerden oluşuyor. Bireysel ve toplumsal anlamda güven sorunu yaşadığımızın ortada. Ancak bunun tersine evrilmesi için çaba sarfetmemiz  de şart! Hayatımızda büyük değişime yol açacak güven endeksine, küçük adımlar atarak başlayabiliriz. Büyük değil, küçük lokmalar her zaman daha sağlıklı olacaktır. Sübjektif görünse de “güven” bilimsel bir kavram. Yunanca “Credo” kökünden gelen kredi kelimesi güvenin ölçülebilen yönünü ortaya koyuyor. Güven aynı zamanda ciddi bir istatistiktir: Geçmişte imza atılan işlerin ve az önce ifade edildiği gibi hayat boyu sergilenen eylemlerin doğruluğunu-yanlışlığını gösteren bir çıktıdır. Yüksek güven endeksine sahip olmak; emek ve istikrarlı çalışma gerektirir. Zor kazanılan güven maalesef kolay kaybedilebilir!

GÜVEN VİZYON KAZANDIRIR
Günümüzde gelişen siyasi, ekonomik ve sosyal olayları güven endeksi paralelinde değerlendirmek bizlere farklı bir derinlik kazandırabilir.  Nitekim siyasette veya ekonomide oluşan tüm mücadelelerde kazanan tarafın, güven endeksi yüksek olan taraf olduğu görülüyor. Ekonomik kalkınmamızın sürdürülebilir şekilde devam etmesi ve toplumsal refahımızın artması güven endeksimizin bireysel ve toplumsal anlamda yükselmesine bağlı. Kendinize güveniyorsanız her türlü zorlukla mücadele etme gücüne sahipsinizdir. Peki, güveni kötüye kullananlar ne olacak? Bu davranış içinde olanları iki grupta toplayabiliriz. Birinci grup algımızın zaaflarından yararlanan basit hilekârlar. Bunlara karşı çözüm üretmede, güvenin bir istatistik  olduğu unutulmamalı. Görüntüden ziyade geçmişte yapılan gerçek güven kazandırıcı veya kaybettirici eylemleri inceleyip, karar almalıyız. İkinci grup daha vahim ve tehlikeli! Bunlar yıllarca güven telkin eden davranışlar sergileyip, son anda vuracakları voleye hazırlananlardır. İşte bunlardan Allah hepimizi korusun!


Yavuz EROĞLU

26.01.2014

Kazablanka