25.11.2013 Tarihli Dünya Gazetesi’nde yer alan Güven Sak’ın ‘Türkiye Yerine Yerleşiyor’ başlıklı köşe yazısı.

 

GÜVEN SAK / DÜNYA İŞLERİ

     Türkiye yerine yerleşiyor

       25 Kasım 2013 Pazartesi

 

 

 

Yurtdışında iş kurmuş, fabrika işleten ne çok Türk yatırımcı olduğunu biliyor musunuz? Daha önce Türkiye’de yaptıklarını artık yurt dışında yapıyorlar. Türkiye’nin doksan yıllık sanayi ve ticari tecrübesini Orta Doğu ve Afrika’ya doğru yayıyorlar. Bunu “Türkiye’de işler kötü, gidelim kısmetimizi başka diyarlarda arayalım” diye de yapmıyorlar. Tam tersine, Türkiye’de yerleşik kendi değer zincirlerini daha da güçlendirmek için yapıyorlar. Buradaki işlerini kapatmıyorlar. Daha da güçlendiriyorlar. İşletmelerimizin daha da güçlenmesinin yolu, Türkiye’yi içinden küresel ya da bölgesel değer zinciri geçen ülke haline getirmekten geçiyor. Geçenlerde artık ortam küresel rekabet ortamı, bundan böyle hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır derken söylemeye çalıştığım biraz da buydu. Bu yeni dönemde, şirketlerimizin bölge ülkelerinde önünü açacak, hareket kabiliyetlerini artıracak önlemler almanın doğrusu ya tam sırası.  

Bana ya şimdi ya da sonra zor gibi geliyor.  Bölgeye istikrar geldikten sonra, buraların müşterisi çok olacak. Ne yapacaksak, şimdilerde yapmamız lazım. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Sayın Rifat Hisarcıklıoğlu’nun geçen hafta Filistin’de attığı adım işte tam da bu nedenle son derece zamanlı ve de yerinde.  TOBB girişimiyle başlatılan Cenin Organize Sanayi Bölgesi (CSB) projesiyle Filistin donör yerine yatırımcı çekmeye hazırlanıyor. Kerry planı ise süreci hızlandırıyor. Gelin bakın nasıl?

Ben Yavuz Eroğlu’nu bundan yaklaşık iki yıl önce tanıdım. SEM Plastik’in nasıl bölgesel bir iş modeli ile çalıştığını da o zaman öğrendim. SEM Plastik 2008-2010 arasında Türkiye’nin en hızlı büyüyen şirketleri arasındaydı. Satış gelirleri %73 artmıştı. Dikkatinizi çekerim, devir küresel kriz devriydi. Türkiye ekonomisi 2009 yılında yüzde 9 küçülmüştü. Kriz, SEM Plastik’i hakikaten teğet geçmişti. Şirket plastik tabaklar, bardaklar, altlıklar üretiyordu. Yavuz bey ilk buluştuğumuzda bana “Bizim sektörde teknoloji birkaç yılda bir büyük bir hızla değişir. Çağı yakalamak için hep yeni yatırım gerekir. Bir süredir bu kadar hızla eskiyen ama hala yepyeni makinelerimizi ne yaparız diye düşünüyordum. Filistin’e yatırım yaptım. Bir önceki teknolojiye sahip makineleri oraya gönderdim. Şimdi Hebron’da Filistinli ortağımla birlikte hem İsrail hem de Arap piyasasına üretim yapıyorum” dedi. Şirket en son İSO1000 listesine de girdi. Demek ki neymiş? SEM Plastik üretim zincirini bölgeye yaymış. Bu operasyon şirketin Türkiye’deki operasyonunun boyutlarını küçültmemiş, büyütmüş. Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır dediğim işte böyle bir şey. Bilmem anlatabildim mi?     

Ben Filistin’in imalat sanayiinin hızla gelişebileceği ilk Arap ülkesi olacağını epeydir düşünüyorum.  Neden? Beş nedenden. Birincisi, 1994 yılından 2011’e Filistin’de imalat sanayinin milli gelir içindeki payı yüzde 19’dan yüzde 10’a geriledi. Bu şu demek: Filistin imalat sanayi ile zaten tanışık bir ülkeydi, son dönemde zorlaşan işgal şartları Filistin ekonomisinin hayat damarlarını kopartmadı ama zayıflattı. Ama sonuç herhalde ortada: Kendi imalat sanayi işletmelerinde ve hatta geçmişte İsrail fabrikalarında çalışmış deneyimli bir işgücü var Filistin’in. İkincisi, eğitim istatistiklerine bakarsanız, Filistin’in ortalama eğitim düzeyi Türkiye’nin bir hayli üzerinde. Filistin üniversiteleri aslına bakarsanız, bizimkilerle yarış edebilecek kurumlar. Yurt dışı bağlantıları, son dönemde, işgal şartlarından ve de sürekli istikrarsızlık görüntüsünden, son derece zayıfladı. Ama mihrabın yerinde olduğunu özellikle ifade etmek isterim. Yüksek öğretim açısından Filistin için ağlanacak bir durum yoktur. İfade etmek isterim. Üçüncüsü ise Filistin’in hemen yanı başındaki İsrail’in lojistik altyapısı elbette, limanlar, yollar hepsi imalat sanayi için son derece uygun. Üstelik Haifa limanından Amerika’ya mal göndermek, İstanbul’dan göndermekten daha ucuz. Onu da ilave edeyim. Dördüncüsü, bütün bir Filistin dev bir QIZ (Qualified Industrial Zone) konumunda. Bu da Amerika’ya mal göndermeyi özellikle kolaylaştırıyor. Filistin’in imalat sanayii açısından beşinci avantajı ise, TOBB tarafından inşa edilmekte olan Cenin Sanayi Bölgesi (CSB)’nin hukuki statüsü. CSB bir serbest bölge olarak tasarlanmış. Ürdün, Mısır ve Filistin’de hem QIZ hem de serbest bölge olan bir başka alternatif yok. Ne çalışanlar, ne de bölgede çalışan şirketler için hiçbir ad altında bir vergi yok. Bölge içi güvenlik düzenlemeleri ilgili şirkete ait bir mesele. İçeride çalışan şirketlerin ilgili devletle ilişkiye girmelerine ve de Arapça konuşmalarına da ihtiyaç yok. Yalnızca işlerini yapacaklar. Benim “şirketlerimizin bölgede hareket kabiliyetini artıracak adımlara ihtiyaç var” dediğim işte tam da buydu. İşte size adım.

Ben özel sektörün hattı müdafaadan sathı müdafaaya geçmek üzere son derece faal olduğunu düşünüyorum bugünlerde. Olması gerekenler oluyor. Filistin hükümeti, donör yerine yatırımcı çekmek için hazırlık yapıyor. Bu sayede, Türkiye, kendi bölgesine yerleşiyor. Hem de sıkı sıkı yerleşiyor.  İyi oluyor.