Perakende sektorunun onde gelen haber portali , RetailNews SEM Plastik Genel Muduru ile ilgili haberi basliktan , perankende sektorune duyurdu.

Carrefour, Migros, Bim ve şimdi Dünya!
Türkiye ve Ortadoğu'nun en hızlı büyüyen firmalarından Sem Plastik’in 37 yaşındaki genç patronu Yavuz Eroğlu; Avrupalı rakiplerini geride bırakıp, dünya markası olmayı hedefliyor

Bir aile şirketi olarak kurulan SEM Plastik A.Ş.'nin temelleri; 1968 yılında baba Namık Kemal Eroğlu tarafından atıldı. Tarım makinelerine plastik yedek parça üretmek üzere İstanbul’da başlayan serüven, telekomünikasyon sektörüne plastik parçalar üreterek genişledi.

Daha sonra Türk Hava Yolları için enjeksiyondan kristal bardak üretimine başlandı. Gıda ambalajı ve tek kullanımlık ürünleri kapsayan sektöre adım atıldı. 1992 yılına gelindiğinde birçok ilke ve yeniliğe imza atılmaya başlandı:

Türkiye’de ilk Alman menşeli yeni makinelerle çok gözlü, sıcak yolluklu kalıpla bardak üretimi, ilk manuel thermoform makinesi ile üretim, ilk otomatik thermoform makinesinin alınıp üretimin hızlandırılması ve ilk in-line termoform makinesi yatırımı ile PP otomat bardak üretimi birbirini takip etti.

Kuruluşunun 25. yılı olan 2002 yılında firmanın cirosu 3.000.000 dolar seviyelerine ulaştığında bayrak el değiştirdi. Dinamik, yenilikçi ve dünya vizyonuyla şirkete global kimlik kazandıracak oğul Yavuz Eroğlu, babasından devraldığı şirketi daha ileri götürmek için patron koltuğuna oturdu.

Kapitalist sistemin acımasız yüzü, rekabetin keskin kılıcıyla artık bu genç adam savaşacaktı. Çok iyi derecede İngilizce bilen, dünyayı tanıyan, sektöre hakim olan ve aldığı iyi eğitimle dikkat çeken Yavuz Eroğlu’nda, aileden gelen girişimci ruh ön plana çıkıyordu.

Dünya markası yaratmanın hayaliyle kolları sıvayan Eroğlu; Malatya’daki 8.500 m2 kapalı alana sahip fabrikanın ardından, İstanbul Silivri’de 20.000 m2 kapalı alanda modern bir tesis kurarak yeni yatırım hamlesi başlattı.

Yüksek hızlı thermoform makinelerine yatırım yaptı. Enjeksiyon kapasitesi ve hızlı termoform kapasitesi yeni eklenen makinelerle büyütüldü. Yeni ekstruderler eklendi. PS, PP yanında PET levha üretimine de başlandı.

İhracatla ilgili büyük hedefleri olan Genç Girişimci; yüksek kalitedeki ürünlerde önemli bir beklenti olan, estetik ve fonksiyonluğu sağlamak için şirket bünyesinde, SEM STUDIO tasarım departmanını kurdu. Durmaya niyeti olmayan ve Ar-Ge yatırımlarıyla yenilikleri sürekli takip eden Eroğlu, devraldığı firmayı hızla büyüterek markalaşma çalışmalarına hız verdi.

Mc Donald’s, Coca Cola, Migros, Danone, Turkish Airlines, Ülker, Carrefour, Finansbank, BİM, Pınar ve Sütaş gibi dünyaca ünlü birçok markayla çalışan SEM Plastik; Türkiye’de ilk defa günde 1,500,000 tabak kapasiteli TFT 1000 ve 2,800,000 adet bardak kapasiteli inline hat yatırımını devreye aldı. Ekstruder sayısı ve kapasitesi arttırıldı.

…Ve takvimler 2008 yılını gösterdiğinde hayal, gerçeğe dönüştü.

Hızla büyüyen SEM Plastik A.Ş. üretim dalında Türkiye’de ihracat liderliğine yükseldi. Elde edilen başarıların sürdürülebilir olduğunda anlam taşıdığını iyi bilen Eroğlu; Baskılı Yoğurt Kaplarına yatırım kararı aldı.

4 thermoform makinesi (tümü inline) ve yeni 9 renk OMSO ofset makineleri ek yatırımı yaptı. Tüm eski devirmeli thermoform makineleri satarak, makineleri en son teknolojik yeniliklere kavuşturdu. Yeni bir TFT 1000 makineyi daha devreye aldı.

Türkiye’de sektörün lideri konumuna yükselmesine rağmen yatırımlarına ara vermeyen Genç Patron, krizi de fırsata çevirmeyi başararak, Avrupalı global rakipleriyle yarışacak konuma yükseldi. Bazı rakiplerini daha şimdiden geride bırakan başarılı İş Adamı, önümüzdeki dönemde Avrupa’da liderlik yarışında öne geçmeyi hedefliyor.

Yurtiçi ve yurtdışı müşterileri için ürettiği birçok başarılı projesi birincilik ödülü alan SEM Plastik, son olarak ABD’den ödül almaya hak kazandı. “Türkiye ve Ortadoğu’da en hızlı büyüyen firma” ödülünü alan SEM, böylece başarılarını uluslararası ödülle taçlandırdı.

Türkiye’deki plastik sektörünün çatı kuruluşu PAGEV’in 1. Başkan Yardımcılığı görevini de yürüten SEM Plastik A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ile özelde SEM Plastik’i, genelde plastik endüstrisi ve daralan dünya ekonomisini konuştuk:

Ürün gamınız hakkında bilgi verir misiniz? Üretim yaparken hangi teknolojiyi kullanıyorsunuz?

Sektördeki en geniş ürün gamına sahip firmayız. Müşteri isteklerini dikkate alarak oluşturduğumuz zengin çeşitlerimizle ihtiyaçlara yanıt veriyoruz. Üç ayrı teknikle yaptığımız üretimin sonunda ortaya çıkan tüm malzemeleri geri dönüştürebilecek geri dönüşüm hatlarımız da mevcut.

Bu kapalı devre sistemiyle üretimimizde atık madde oluşmuyor. Ürettiğimiz ürünlerin görsel etkisini arttıracak dokuz ayrı renkte ofset baskı teknikleri kullanıyoruz.

Firmamız yüksek teknolojiyle donatılmış durumda, el değmeden üretim yapabilecek şekilde tasarlanmış, verimliliği yüksek modern makineler kullanıyoruz. Karbon sera gazı emisyonunu minimum tutan makinelerimiz, diğer taraftan enerji verimliliğiyle fiyat konusunda bizlere rekabet şansı veriyor.

İŞİMİZ HAYATI KOLAYLAŞTIRMAK

Ar-Ge ile ilgili ne tür çalışmalarınız var? Bugüne gelinceye kadar hangi yeniliklere imza attınız?

Ar-Ge işimizin çok önemli bir parçası. Özgün fikirleriyle ürün geliştirmek için çalışan “SEM STUDIO” tasarım ekibimiz var. Biz Ar-Ge faaliyetlerine hammaddeden başlıyoruz. Petro kimya sanayinin ürettiği hammaddeleri sadece girdi olarak kabul etmiyoruz.

Aktif ilişkiler kurarak, müşteri ihtiyaçlarını karşılayacak yenilikçi ürünlerde ortak çalışmalar yapıyoruz. Diğer yandan kendi ürünlerimizin geliştirilmesi, yeni tip ürünlerin üretilmesi için Ar-Ge yapıyoruz.

Ayrıca ürünlerimizi üretirken, kullandığımız teknolojinin verimli olması ve çevreye en az zarar verecek formatta olması için yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Ürün geliştirme departmanımızdaki endüstriyel tasarım ekibimizle yeni fikirler üretiyoruz.

Ülker Naturel için geliştirdiğimiz özel ürün kabı nedeniyle “Yetkinlik” ödülünü almaya hak kazandık. Ayrıca İspanya, Valencia’da “En İyi Stand” tasarım ödülünü aldık. Bu anlamda yürüttüğümüz projeler beğeni topluyor ve iş yaşamımıza büyük katkılar sağlıyor. Nitekim 2010 Yılı ‘Yeni Ürün Geliştirme Ödülü’nü de aldık. Öte yandan bundan bir yıl önce Suudi

Arabistan’ın Petro-kimya deviyle birlikte yürüttüğümüz projede ürettiğimiz hammadde, Mc Donald’s tarafından kullanılmaya başlandı. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri’ndeki Harvard Üniversitesi’nin, Allworld Network ile düzenlediği “En Hızlı Büyüyen Firmalar” kategorisinde SEM Plastik, Türkiye ve Ortadoğu’nun en hızlı büyüyen firmalarından biri seçilerek ödüle layık görüldü.

Referanslarınız arasında öne çıkan firmalar hakkında bilgi verir misiniz?

Türkiye ve dünyada markalaşmış önemli firmalarla çalışıyoruz. Ürettiğimiz ürünleri kullanan firmalar arasında; Turkish Airlines, KFC, Singapore Airlines, Coca Cola, Mc Donalds, Migros, Metro, Migros, Carrefour, Opet, Burger King, Pepsi, Pınar, Danone, Pizzahut, Ülker, Sütaş, Nestle, Algida, Atlasjet, Tboxpanda, Mado, Ulusoy, Pegasus, Finansbank, Lipton, Knor ve Sun Express gibi dev markalar bulunuyor.

SEM markasının yakın ve orta vadede sektörde ulaşmak istediği yer neresidir, kendiniz için nasıl bir vizyon kurguladınız?

Plastik tek kullanımlık ve ambalaj ürünlerinde dünyada hayatı kolaylaştıran marka olmayı hedefliyoruz. Ürünlerimiz, şehir hayatı içinde mücadele veren insanların yaşamına hızlı, temiz ve pratik çözümler sunuyor.

Toplumsal yaşamanın getirmiş olduğu bulaşıcı hastalıklardan korunmanın yolu pratik, hijyenik ve tek kullanımlık plastik ürünleri tercih etmekten geçiyor. En önemli hedefimiz Avrupa’daki rakiplerimizin ölçeklerine ulaşmak. Ardından Kuzey Amerika ölçeklerinde büyüklüğe ulaşarak, daha fazla ihracatla ülke ekonomisine daha çok katkı sunmaktır.

DÜNYA MARKASI YARATACAĞIZ

SEM’in büyüyen üretim hacmi ve genişleyecek pazarına paralel olarak yeni alt markalar oluşturmayı planlıyor musunuz?

Tek kullanımlık ürün gruplarımızla ilgili, en geç 2012 yılı sonuna kadar perakende ve bayi kanallarımızdaki penetrasyon kalitesini yükselttiğimizde, büyük çaplı medya kampanyasına gireceğiz. Ciddi reklam projeleriyle, sektörde yeni markalar yaratacağız.

Gıda alımlarımıza verdiğimiz önem düşünülürse, gıdaya hitap eden tek kullanımlık bardak, tabak markasının ne denli büyük bir pazara hitap ettiği ortaya çıkar.

Bu anlamda inovasyon projelerimiz kapsamında ürün geliştirme ve tasarım çalışmalarımız sürüyor. Daha fazla müşteriye özel ambalaj üreterek müşteri sadakatini arttıracağız. Faydalı model ve endüstriyel tasarımımızı 4 katına çıkaracağız.

Katma değeri yüksek ürünlere yatırımla yeni çapraz pazarlama imkanlarını değerlendireceğiz. Havayolu müşterilerimiz için Türkiye’ye münhasır mümesilliğini aldığımız alüminyum kap projesini, diğer segmentlerde de geliştireceğiz.

Yine havayolu sektöründe, global bir dev olan Zodiac Grubu firması Driessen’in 3 yıllık münhasır mümessillik anlaşmasıyla; hem Türkiye müşteri grubunun sadakatini arttırdık, hem de yurtdışında Driessen’in satış ağı ve tecrübesinden faydalandık.

Aynı şekilde, yenilebilir malzemeden (şeker kamışı ve mısır nişastasından) yapılan ürünlerden ilk dönem ithalatçı olarak piyasaya sürdüğümüz ürünleri daha sonra Türkiye’de üretme yoluna giderek markamızı bu alanda da büyüteceğiz.

KRİZİ FIRSATA ÇEVİRDİK

Global krizin yaşandığı dönemde plastik endüstrisindeki uluslararası rakiplerinizle nasıl mücadele ediyorsunuz. Bu anlamda stratejiniz nedir?

2008 yılında patlak veren ve günümüze kadar devam eden küresel kriz, Türkiye’de büyümek ve pazar payını geliştirmek isteyen firmalar için aslında büyük bir fırsat doğurdu.

2008 yılına kadar sektörümüzün o tarihteki büyük firmalarını, aynı sektördeki global oyuncular veya yabancı finans kurumları satın aldı.

Bu tür zorlu dönemlerde dünya ölçeğinde iş yapan dev firmalar, daha küçük firmaları satın alarak krizden vazife çıkarmayı hedefler. Bu firmaların teklifi “ya firmanı satarsın, ya da sana daha büyük ölçekle rakip olurum” şeklinde geliyor.

Sıra bize gelirken, SEM markası olarak stratejik bir karar aldık ve global rakiplerimize karşı önemli bir hamle yaptık. Krizi fırsata çevirmek adına geliştirdiğimiz projeleri devreye sokarak her anlamda firmamızı daha da güçlü hale getirdik. Pazar payımızı global ölçeklere çekmek için yeni bir yapılanma içine girdik ve asıl mücadelemizi kendi evimizde yani Türkiye’de vermeye başladık.

Bu anlamda altyapımızı, kullandığımız teknolojiyi yenileyerek pazar payımızı ve dağıtım kanallarımızı güçlendirdik. Türkiye’de büyümenin bu şekilde devam etmesi halinde ortaya çıkacak potansiyelle, dünyadaki paranın buraya akacağını düşünüyoruz. Kriz dönemini fırsata çevirirken; Türkiye'nin lider markası olarak yabancı firmalarla rekabet edecek gücümüzü arttırma stratejisi izliyoruz.

HEDEF TÜRKİYE’DEKİ EN BÜYÜK 200 SANAYİ KURULUŞU ARASINA GİRMEK

Büyümeye yönelik hedeflerinizden bahseder misiniz?

Ölçek ekonomisinden faydalanmak ve maliyet ucuzlatmak için ölçeğimizi, 200.000.000 USD seviyesine çıkararak, Türkiye’nin 200 büyük sanayi kuruluşu arasına girmeyi hedefliyoruz.

Bu hedef doğrultusunda aldığımız arsada inşa edeceğimiz 20.000 m2’lik kapalı alana sahip yeni tesisi 2013 yılı ortasına kadar tamamlayarak, modern makinelerle kapasite arttırıp ölçek büyüteceğiz.

Büyüyen ölçeğimiz hem sabit maliyetlerimizi, hem de plastik hammadde alım maliyetimizi düşürerek rekabet şansımızı arttıracak. Bu arada plastik gıda ambalajı ve tek kullanımlık ürünlerimizin yanına, protein ambalajı (et, balık, süt vb) konusunda yeni yatırımlar yaparak ürün çeşitlendirmesine gidiyoruz.

Civar ülkelerde ve Türkiye’de satın almalar ve organik büyümeyle daha da büyümeyi hedefliyoruz. Yunanistan öncelikle takip ettiğimiz ülke. Yurt içinde de dağıtım kanallarıyla ilgili satın almalar yapacağız.

SOSYAL SORUMLULUK PROJELERİ HAYATIMIZIN ÖNEMLİ BİR PARÇASI

Sosyal sorumluluk projelerinizden bahseder misiniz, bu alanda ne tür çalışmalarınız var?

Kurum olarak hedeflerimizi; ekonomik, sosyal ve çevresel olarak üçe ayırıyoruz. Sosyal olan bölümü oluşturan sosyal sorumluluk projelerini öncelikle kendi personelimizden başlatıyoruz. Çalışanların mutlu bir iş ortamında çalışması için eğitim faaliyetlerimiz var.

SEM Plastik, sosyal sorumluluk bilincini; üretimde ve hizmette gösterdiği titizlikle birlikte, üstlendiği sponsorluklarla da ortaya koyuyor.

İTÜ Çevkor, Adım Adım Oluşumu, TEMA Vakfı, Mc Donald’s Çocuk Vakfı, İstanbul Bilim Sanat Merkezi, Milli Aerobik Takımı, Gate Gourmet Futbol Takımı, Silivri Spor Klubü ve ÇEVKOR Sem Plastik'in desteklediği kurumlar arasında yeralıyor. Bunun yanında işletmenin, sosyal çevreyle ilişkili olduğu boyut vardır.

Vergiler bunun önemli bir bölümünü oluşturur. Biz bu yıl İstanbul Ticaret Odası’nın İstanbul’da en çok vergi veren firmalar kategorisinde yer almayı başardık. Birçok alanda değişik sosyal sorumluluk projeleri de yürütüyoruz.

Son olarak depremle yıkılan Van’a 4 milyon adet plastik çatal, kaşık, tabak, bardak gönderdik. Öte yandan Türkiye Omurilik Felçliler Derneği için düzenlediğimiz maratonla bu derneğe önemli katkılarda bulunduk.

Üstün zekalı çocuklarla ilgili eğitim veren derneğe yardımlarda bulunuyoruz. Çözüm ortağımız Mc Donald’s’ın Çocuk Vakfı’na bağlı olan hastanelerde yatarak tedavi görmek zorunda olan çocuklarımıza katkıda bulunuyoruz.

Ayrıca Somali ve dünyanın çeşitle ülkelerindeki yardıma muhtaç bölgelere çeşitli kanallarla yardım eli uzatıyoruz. Özetle sosyal sorumluluk projeleri, bizim için hayatın vazgeçilmez bir parçası ve bu projeleri çok önemsiyoruz.

DÜNYADA İKİ LİDER ÖNE ÇIKIYOR

Dünya geneline baktığınızda Türkiye’nin imajı hakkında nasıl bir tabloyla karşılaşıyorsunuz, Başbakan’ın liderliğindeki ekonomi yönetimi başarılı mı?

Global ekonomiyle entegre olmuş bir firma olarak çeşitli ülkelerle çalışıyoruz. Gidip geldiğimiz ülkelerde şunu görüyoruz ki; özellikle Avrupa’da iki lider ön plana çıkıyor. Biri Sayın Başbakanımız Tayyip Erdoğan, diğeri Almanya Başbakanı Angela Merkel. Erdoğan’ın liderlik yönü neredeyse bütün dünyanın ilgisini çekiyor ve oldukça başarılı bir imaj sözkonusu.

AB'NİN TEK PATRONU ALMANYA OLACAK

Avrupa ekonomisinde yaşanan daralma genelde global ekonomiyi, özelde ülkemizi nasıl etkiler? Türkiye, 500 milyar dolarlık ihracat hedefini yakalayabilir mi?

Avrupa’da yaşanan ekonomik daralmanın ardından tekrar iyi bir gelecek olduğuna inanıyorum. Kriz bittiğinde Avrupa’nın tek patronu Almanya olacak. Avrupa Birliği, Almanya ve Ortakları Birliği’ne doğru kayıyor.

Almanya eski Başbakanı Helmut Kohl’un mimarlığıyla ortaya çıkan ortak para birimi Euro, Almanya’nın oldukça başarıyla yönettiği derin bir projedir. 2002 yılında Euro’ya geçmeden Almanya’nın ihracatı 500 milyon Euro’yken, ortak para birimine geçişten 2-3 yıl sonra bu rakam 1 milyar Euro’ya fırladı.

Özetle Almanya Euro Birliği’yle kısa sürede müthiş karlı bir projeye imza attı. Ortak para biriminin yanında ortak ordu planları da olan Almanya, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD’nin askeri alanda kendisine karşı koyduğu kısıtlamalardan da kurtulmayı hesaplıyordu.

Çünkü Avrupa ordusu, yine Almanya’nın ordusu olarak kullanılacaktı. Özetle Avrupa Birliği, Almanya’ya entegre ediliyor. Almanya örneğinde olduğu gibi Türkiye de; benzer akıllı projeler üretip, ekonomik krizi fırsata çevirme başarısı gösterirse 2023 yılında, 500 milyar dolarlık ihracat hedefine ulaşılabileceğini düşünüyorum.

6 BİN KOBİ’YE GELİR KAYNAĞI 200 BİN KİŞİYE İSTİHDAM KAPISI

Zaman zaman plastiğin insan sağlığına zarar verdiği ile ilgili birtakım iddialar öne sürülüyor, bu anlamda neler söyleyeceksiniz? Ayrıca sektör olarak bu tür söylemlere karşı ne tür lobi faaliyetleri yürütüyorsunuz?

Aklınıza gelebilecek her alanda yaşamı kolaylaştıran plastikler, sağladığı avantajlarla Türkiye ve dünyada her geçen gün biraz daha yaygınlaşıyor. Kolay kullanımın yanında, insan ihtiyaçlarına pratik çözümler sunması nedeniyle ön plana çıkan plastikler, aynı zamanda doğa dostu olarak önemli bir misyon taşıyor.

Türkiye’deki plastik endüstrisi, Avrupa’ya göre henüz genç ama genç olmanın avantajıyla çok hızlı ilerliyor ve yeniliklere çabuk adapte oluyor. Bilgisayar, hammadde ve makine alanında en yeni teknolojiyi kullanıyoruz.

Sorumluluk taşıyan endüstrimiz için sürdürülebilir başarı çok önemli. Tüm insanlara kaliteli bir yaşam sunarak, doğanın dengesini korumak, küresel rekabet, ekonomik serbestlikle herkese saygınlık kazandırmayı hedefleyen sürdürülebilirliğe büyük önem veriyoruz.

Tüm yaşam döngüsünü kapsayan, somut ve bilimsel çalışmalarla sektörümüzün daha da büyümesini hedefliyoruz. Türkiye’deki plastik endüstrisi; 6 bin KOBİ’ye gelir kaynağı olurken, 200 bin kişiye direk istihdam imkanı veriyor ve ülke ekonomisine büyük katkı sunuyor.

DOĞA DOSTU PLASTİKLER, HAYATI KOLAYLAŞTIRIYOR GERİ DÖNÜŞÜMLE EKONOMİYE KATKI SUNUYOR

Plastiğin hayatımızdaki yeri ne denli büyüktür, geri dönüşüm süreci ve plastik sektörünün diğer sektörlere katkısından bahseder misiniz?

Doğayı koruyan plastikler, yenilenemeyen petrol kaynaklarının sadece yüzde 4’ünü kullanıyor. Plastikler, yenilenemeyen kaynakları en ekonomik kullanan malzemelerdir. Plastik sektörü, hayatın her alanına önemli katkılar sunuyor.

Örneğin tarlada üretilen ürünlerin yüzde 45’i ambalaj kullanılmadığı için tüketiciye ulaştırılamadan heba oluyor. Oysa plastik kullanımıyla bu önemli ekonomik kaybın önüne geçmek mümkün. Yine taşıtlarda sağlanan büyük avantajlar var.

Örneğin A-380 uçağının daha uzak mesafelere, daha az yakıtla uçmasının en büyük nedeni uçakta kullanılan plastik malzemenin hafifliğidir. Plastikler, otomobillerde de büyük yakıt tasarrufu sağlıyor. Aynı zamanda inşaatlarda izolasyonda kullanılan plastikler hem ekonomik anlamda katkı sağlıyor, hem de daha uzun ömürlü kullanım imkanı sunuyor.

Medikal sektöründe de plastik endüstrisinde çok önemli yeri var. Plastiklerin geri dönüşen kısmı dışında kalan, geri dönüştürülemeyen kısmı ise yakıt olarak kullanılabiliyor. Bütün bu faydaların yanında insanların; ucuz, kullanışlı ve pratik ürünler kullanmasını sağlayan plastik sektörü, karbon emisyonunu azaltarak sağlıklı yaşama büyük katkı sağlıyor.

BAŞARMAK İÇİN İŞİNİZİ SEVİN KENDİNİZE GÜVENİN

37 yaşında global rakipleri olan başarılı bir iş adamısınız, peki yeni yeni girişimci olmaya hazırlananlara neler söylemek istersiniz, tavsiyeleriniz ne yönde olacak, başarının sırrı sizce nedir?

Kendine, çevresine ve bütün topluma faydalı bireyler olabilmenin yolu başarılı olmaktan geçiyor. Başarı ise insanın işini severek yapmasına ve kendine güvenmesine bağlıdır. Başarının sırrı işini gerçekten sevmekten geçiyor.

Öncelikle inanmak gerekiyor. Hiçbir başarı tesadüf değildir. Bu yola, başarılı kişileri model almakla adım atılabilir. 100 metrelik kısa bir koşudan öte uzun bir maraton olan başarıya ulaşabilmek için nefesinizi doğru ve kararlı bir şekilde kullanmanız gerekiyor.

Dürüst ve özverili bir çalışmanın yanında sabırlı davranmak işinizi kolaylaştıracaktır. Başarı demoralize olmadan yola devam etmenin adıdır.

Haber7.com